Sayfa İçindekiler
ToggleOmurgamız, omurlar ve bunlar arasında yer alan disklerden oluşur. Diskler, hem hareket kabiliyetimizi sağlar hem de vücut ağırlığımızı taşırken omurgaya esneklik ve darbe emici özellik kazandırır. Ancak zamanla bu disklerde yapısal bozulmalar meydana gelebilir. İşte bu sürece dejeneratif disk hastalığı adı verilir.
Bu hastalık, çoğu zaman yaşlanmanın doğal bir sonucu olarak kabul edilse de, her yaşta görülebilir. Belde ya da boyunda uzun süredir devam eden, hareketle artan ve dinlenmekle azalan ağrılar varsa, altında yatan nedenlerden biri dejeneratif disk olabilir.
Özellikle bel fıtığı ile karıştırılan ama aslında farklı mekanizmalarla ilerleyen bir durumdur. Her fıtık dejenerasyon değildir, ama çoğu dejeneratif disk zamanla fıtıklaşabilir.

Dejeneratif disk hastalığının temelinde, diskin iç yapısındaki sıvı kaybı ve yapısal proteinlerdeki bozulma yatar. Zamanla diskin süngerimsi yapısı zayıflar, çatlamalar oluşur ve yük taşıma kapasitesi azalır. Bu da sinir köklerine baskı oluşturmasa bile mekanik ağrıya neden olur.
Bunu tetikleyen başlıca nedenler:
🧓 Yaşlanma: 30’lu yaşlardan sonra disklerde su içeriği azalmaya başlar. Bu, diskin esnekliğini kaybetmesine neden olur.
🏋️ Fiziksel Zorlanma: Uzun yıllar süren ağır kaldırma, belin yanlış kullanımı veya ters hareketler diski yıpratır.
🧬 Genetik Faktörler: Ailede benzer şikayetler varsa risk daha yüksektir.
🚬 Sigara Kullanımı: Diskin beslenmesini sağlayan küçük damarları olumsuz etkiler.
🪑 Hareketsizlik ve Kötü Duruş: Uzun süre oturmak, özellikle yanlış ergonomide çalışmak disk sağlığını bozar.
🚗 Travmalar: Geçirilmiş bir kaza ya da düşme sonrası diskin zamanla bozulması mümkündür.
Kısacası dejeneratif disk hastalığı, sadece yaşlılık hastalığı değildir. Günümüzde genç yaşta masa başı çalışan kişilerde de oldukça sık görülmeye başlamıştır.
Dejeneratif disk hastalığının en belirgin özelliği, zamanla artan ve hareketle tetiklenen bel ya da boyun ağrısıdır. Ancak bu ağrı her zaman tek tip değildir ve kişinin yaşam tarzına, diskin konumuna ve eşlik eden durumlara göre farklı şekillerde ortaya çıkabilir.
Sık görülen belirtiler:
Belde veya boyunda künt, derin ve yerleşik bir ağrı
Özellikle otururken veya ayakta uzun süre durunca artan şikayetler
Hareketle kötüleşen, istirahatle hafifleyen ağrı
Sabahları veya uzun istirahatten sonra belde tutukluk
Ağrının kalçalara, bacaklara ya da kollara yayılması
Uyuşma, karıncalanma hissi (ileri evrelerde sinir etkilenimi varsa)
Kas gücü kaybı, nadiren olur ama dikkatle takip edilmelidir
Bu belirtiler, kişinin günlük yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyebilir. Özellikle masa başında çalışanlar, şoförler ya da sürekli ayakta kalan kişilerde daha sık gözlenir.
🧠 Not: Ağrının şiddeti, her zaman MR bulgusunun derecesiyle doğru orantılı olmayabilir. Yani ciddi şikayetleri olan bir hastada görüntüleme nispeten normal olabilir; ya da tam tersi.
Tanıda ilk ve en önemli adım, ayrıntılı hasta öyküsü ve fizik muayenedir. Hangi hareketlerin ağrıyı artırdığı, ne zaman başladığı, neyle rahatladığı gibi bilgiler doğru tanı için büyük önem taşır.
Görüntüleme yöntemleri ise tanıyı destekler ve diğer olası nedenleri dışlamak için kullanılır:
Omurlar arasındaki mesafeyi, disk yüksekliğini, kemiklerde oluşan yapısal değişiklikleri gösterir.
Ancak yumuşak dokuları değerlendirme gücü sınırlıdır.
Diskin yapısını, dejenerasyon derecesini, sinir sıkışması olup olmadığını net bir şekilde gösterir.
Diskin su içeriği azaldığında MR’da koyulaşmış olarak görülür (T2 sinyal kaybı).
En hassas görüntüleme yöntemidir.
Özellikle kemik yapıların detaylı incelenmesinde kullanılır.
Bazı özel vakalarda, MR’a ek olarak tercih edilebilir.
Ağrının kaynağının net olmadığı durumlarda, görüntüleme eşliğinde yapılan hedefe yönelik enjeksiyonlarla tanı kesinleştirilebilir.
Aynı anda tedavi edici etki de sağlanabilir.
🗣️ Kliniğimizde Ne Yapıyoruz?
Her hastaya standart bir protokol uygulamak yerine, şikayet-muayene-MR uyumu doğrultusunda kişiye özel bir değerlendirme yapıyoruz. Böylece gereksiz müdahalelerden kaçınarak, en doğru ve etkili çözümü sunabiliyoruz.
Dejeneratif disk hastalığında tedavi yaklaşımı, şikayetlerin şiddetine, süresine ve hastanın yaşam kalitesine etkisine göre şekillenir. Her hasta için aynı yöntemi uygulamak doğru değildir. Amaç ağrıyı azaltmak, hareket kabiliyetini artırmak ve hastayı mümkün olduğunca normal yaşamına döndürmektir.
Tedaviler üç ana grupta ele alınabilir:
🟢 Ne zaman tercih edilir?
Ağrı hafif-orta düzeydeyse, günlük yaşamı engellemiyorsa.
🧴 İlaçlar:
Non-steroid antiinflamatuar ilaçlar (NSAİİ)
Kas gevşeticiler
Gerekirse antidepresan ya da nöropatik ağrı kesiciler
🏃♂️ Fizik Tedavi ve Egzersizler:
Bel ve sırt kaslarını güçlendirme
Duruş düzeltici egzersizler
Manuel terapi, germe teknikleri
Bu grup tedaviler, cerrahiye gerek kalmadan ağrıya neden olan bölgeye nokta atışı ile müdahale etmeyi amaçlar. Girişimsel radyoloji bu alanda büyük bir devrim yaratmıştır.
🔹 Faset Eklem Enjeksiyonları
Ağrının faset eklemlerden kaynaklandığı durumlarda görüntüleme eşliğinde yapılan steroid + anestezik enjeksiyonlar
🔹 Epidural Steroid Enjeksiyonları
Sinir kökü tahrişlerinde tercih edilir. İlaç, sinirin etrafına ulaştırılır.
🔹 Disk İçi Ozon Tedavisi
Dejeneratif diske çok ince bir iğneyle girilerek düşük dozda ozon gazı verilir. Hem antiinflamatuar hem de hacim küçültücü etki gösterir. İşlem lokal anesteziyle, ayaktan yapılır.
🔹 Radyofrekans (RF) Ablasyon
Ağrıyı taşıyan sinirler, özel bir RF probu ile ısıtılarak sinyal iletimi durdurulur. 1-2 yıl kalıcı etki sağlar.
Ameliyat son seçenek olarak düşünülmelidir. Genellikle şu durumlarda değerlendirilir:
Şiddetli sinir baskısı ve kas gücü kaybı varsa
Tüm girişimsel yöntemler denenmiş ve yetersiz kalmışsa
İlerlemiş instabilite (kayma) söz konusuysa
Cerrahide disk çıkarılır ve omurlar sabitlenebilir. Ancak cerrahi sonrası iyileşme süreci uzundur ve her zaman ağrı geçmeyebilir.
Her hastanın ağrısı aynı olsa da, altta yatan neden ve çözüm farklı olabilir. Tanının doğru konulması kadar, kişiye özel tedavi planı oluşturmak da başarı için kritik önemdedir.
Genç bir hastada, sadece MR’da disk dejenerasyonu var ama ağrısı yok: Takip ve postür egzersizleri yeterli olabilir.
Masa başı çalışan, hareketle artan bel ağrısı olan bir hasta: Faset eklem blokajı veya radyofrekans ile uzun süreli rahatlama sağlanabilir.
MR’da diskin içi çökmüş, sinir köküne baskı yok ama ağrı dirençli: Disk içi ozon tedavisi uygun bir seçenek olabilir.
Sinire baskı var, bacakta yayılım ve uyuşma var: Epidural enjeksiyon veya gerekirse cerrahi düşünülebilir.
Fizik tedaviye rağmen kronik ağrısı devam eden bir hasta: Girişimsel yöntemlerle kalıcı rahatlama sağlanabilir.
Her hastaya “standart paket” yerine, şikayetlerinin yapısına ve görüntülemeye göre kişiye özel, hedefe yönelik bir plan oluşturuyoruz. Çoğu hastamızda cerrahiye gerek kalmadan ayaktan uyguladığımız tedavilerle ağrıyı kontrol altına alabiliyoruz.
Dejeneratif disk hastalığında tedavi kararı verirken, sadece görüntülemeye ya da şikâyete değil, bu alandaki bilimsel kılavuzlara ve güçlü kanıt düzeyine sahip çalışmalara da dayanmak gerekir. Kliniğimizde biz de her hastaya bu çerçevede, kanıta dayalı ama kişiye özel bir tedavi algoritması ile yaklaşıyoruz.
🔸 North American Spine Society (NASS), 2020 ve 2021 güncellenmiş bel ağrısı kılavuzlarında, öncelikle egzersiz, eğitim ve konservatif yöntemlerin önerilmesi gerektiğini vurgular. İlk 6 haftada “red flag” bulgular yoksa görüntüleme önerilmez. Girişimsel tedaviler, özellikle dirençli vakalarda önerilir. Kaynak
🔸 ASIPP (American Society of Interventional Pain Physicians), 2020 ve 2023 kılavuzlarında faset eklem blokları, epidural enjeksiyonlar ve radyofrekans gibi girişimsel işlemler için Level II kanıt ve güçlü tavsiye bildiriyor. Bu işlemlerin kronik bel ağrısında etkili olduğu, özellikle görüntüleme eşliğinde yapıldığında başarı oranlarının arttığı belirtiliyor.
ASIPP 2020 | ASIPP 2023
Epidural Steroid Enjeksiyonu (ESI):
2023’te yayınlanan 27 çalışmanın meta-analizine göre, interlaminar ESI uygulamaları disk kaynaklı bel ağrısında 3–6 aya kadar süren belirgin bir rahatlama sağlıyor. Radikülopatisi olan hastalarda transforaminal yolun daha etkili olduğu gösterilmiş.
PubMed Link
Faset Eklem Radyofrekans Ablasyonu:
2024 tarihli yeni bir randomize kontrollü çalışmada, radyofrekans uygulamasının kronik faset kaynaklı bel ağrısında ortalama 13 ay süren ağrı azalması sağladığı ortaya kondu. Ayrıca analjezik ilaç ihtiyacında da anlamlı azalma gözlendi.
PubMed Link
İntradiskal Ozon (O₂-O₃) Tedavisi:
2024’te yapılan çift kör randomize bir çalışmada, diskojenik bel ağrısı olan hastalarda ozon tedavisi sonrası VAS skoru %55, ODI (fonksiyonel kısıtlılık) ise %40 oranında azalmış. Herhangi ciddi bir yan etki bildirilmemiş.
PubMed Link
Ozonun Etki Mekanizması:
Preklinik araştırmalar, ozonun diskteki iltihabi yanıtı baskıladığını, sinir çevresindeki irritasyonu azalttığını ve matriks stabilizasyonu sağladığını gösteriyor.
PubMed Link
İlk Adım: Konservatif Yaklaşım
Yapılandırılmış egzersizler, duruş eğitimi ve kilo kontrolü gibi yöntemler, ilk 4–6 hafta boyunca uygulanmalı.
NASS 2020
Orta Seviye Şikayetler: Girişimsel Tedaviler
Epidural Enjeksiyon: Sinir sıkışmasının eşlik ettiği vakalarda.
Faset Blokajı ve Radyofrekans: Pozitif tanısal blok sonrası, kalıcı çözüm için.
Disk İçi Ozon: Diski çökmüş ama cerrahiye gitmeye gerek olmayan hastalarda etkili.
ASIPP 2023
İleri Düzey Durumlar: Cerrahi Göz Önünde Bulundurulabilir
Ancak bu aşamaya gelmeden önce, mutlaka girişimsel yöntemler denenmeli. Cerrahi kararı multidisipliner değerlendirme ile verilmelidir.
NASS 2020
Biz, her hastayı “şikayet – muayene – MR bulgusu” üçlüsüyle değerlendirip, tedavi planını kanıta dayalı ama kişiye özel olarak oluşturuyoruz.
Girişimsel tedavileri yalnızca gerekli seviyeye, steril koşullarda ve floroskopi eşliğinde uyguluyoruz.
Gereksiz tekrar enjeksiyonlardan kaçınıyor, ölçülebilir başarıyı hedefliyoruz.
Tedavi sonrası süreçte, ağrı düzeyini (VAS), fonksiyonel durumları (ODI) ve gerekirse EMG verilerini takip ediyoruz.
1986 yılında Elbistan’da doğmuştur. 2010 yılında İstanbul Tıp Fakültesinden mezun oldu. 2015 yılında İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesinden Radyoloji ihtisasını aldı. 2015-2017 yılları arasında Tatvan Devlet Hastanesinde zorunlu hizmetini yapmıştır. 2018 yılından itibaren İzmir Çiğli Eğitim ve Araştırma Hastanesinde Girişimsel Radyoloji alanında çalışmaktadır.
Girişimsel radyolojinin hassasiyetini kullanarak, hastalarımı ameliyatsız, etkili ve bireye özel çözümlerle sağlığına kavuşturmak için her gün daha iyisini yapmaya çalışıyorum.
Randevu Alın
Telefon: 0232 398 3700 İç Hat: 55387
İzmir Çiğli Eğitim ve Araştırma Hastanesi – Girişimsel Radyoloji Kliniği
Uz.Dr. Mehmet Hakan PIÇAK
İzmir Çiğli Eğitim ve Araştırma Hastanesi – Girişimsel Radyoloji Kliniği
0232 398 3700 – İç Hat:55387
info@doktoragri.com