Oksijen-ozon enjeksiyonları ile 1980’lerin sonlarında tanıştık, bugüne dek Avrupa’da %78.7 başarı oranıyla  20,000’den fazla hastada uygulandı (1)

Oksijen-ozon tedavisi nasıl işe yarıyor?


Oksijen-ozon gazı enjeksiyon yoluyla fıtıklaşmış diskin içine verilir. Bir iğne tedavinin direk olarak diskin içine verilmesini sağlar ve gaz diskin hacmini küçültür. Bu mekanizma, diskin nükleus pulposus olarak bilinen jöleye benzer merkezinde bulunan proteinlerin, yani proteoglikanların oksidasyonu sonucu gerçekleşir. Disk hacminin azalmasıyla sinirler üzerindeki baskı da azalır. Bu da sonuç olarak hissedilen ağrının azalmasını sağlar.

Mekanizma nedir?
İntervertebral diskin anatomisine baktığımızda dışta fibröz bir kabuk ve içinde yumuşak (pulposis) bir çekirdek olduğunu görürüz. Bir travmaya bağlı dıştaki fibröz kabuk yırtıldığında fıtıklaşma gerçekleşir, bu sıklıkla boyun (servikal) ve bel (lumbosakral) seviyelerinde oluşur. Bunun sonucunda içteki yumuşak madde dışarı çıkıp sinir köküne bası yapar, fıtıklaşan bir diskin neden olduğu ağrı bu şekilde gelişir. Bu metod patolojiyi üç farklı etki mekanizmasıyla ele alır:

  • Ozon-oksijen karışımı, fıtığı bir arada tutan bağların üzerinde moleküler düzeyde etki göstererek fıtıklaşmanın azalmasını sağlar.
  • Bu metodla bölgenin mikrodolaşımı artar, böylece iyileşme için şart olan kan akımı ve oksijenlenme artar.
  • Fıtık alanında baskı ve inflamasyona katkıda bulunan ödemi azaltır.

Oksijen-ozon tedavisinin avantajları

Cerrahiye göre daha kısa bir iyileşme süresi ve daha az komplikasyon oranının yanı sıra oksijen-ozon enjeksiyonlarının diğer faydaları şunlardır:

  • ·         Minimal invaziftir.
  • ·         Hastanede yatmayı gerektirmez.
  • ·         Uygulama süresi kısadır.
  • ·         Cerrahiden çok daha ucuzdur.
  • ·         Ağrısız bir uygulamadır.

Oksijen-ozon tedavisi kimlerde uygulanmaz?

Oksijen-ozon tedavisi herkes için uygun değildir. Eğer bacaklarınızda kuvvet kaybı, idrar kontrolünü sağlayamama, kireçlenmiş diskler veya omurilik sıkışması yaşıyorsanız cerrahi daha öncelikli bir seçenektir. Tıbbi geçmişinizi doktorunuzla her zaman paylaşın. Doktorunuz fıtıklaşmış disk ağrınızın azalması için oksijen-ozon enjeksiyonlarının – veya diğer bir tedavi çeşitlerinin- size uygun olup olmayacağı konusunda yardımcı olacaktır.

İntradiskal Ozon Tedavisi Hakkında Yapılan Bilimsel Çalışmalar

1. Bonetti M at all, Intraforaminal O2-O3 versus periradicular steroidal infiltrations in lower back pain: Randomized controlled study. AJNR Am J Neuroradiol 2005; 26:996-1000.

  • Bu çalışmada disk fıtığı bulunan ve ozon terapi yapılan 86 hastanın %74'ünde ağrıda tam remisyon rapor edilmiştir.

2. Zambello et al, Epidural steroid injection vs paravertebral O2-O3 infiltration for symptomatic herniated disc refractory to conventional treatment: A prospective randomized study. Rivista di Neuroradiologia 2006; 5:123-127.

  • Bu çalışmada bel ağrısı olan hastalarda ozon tedavisi ve epidural steroid enjeksiyonunun etkinlikleri karşılaştırıldı. Epidural steroid tedavisi alan 171 hastanın %47'sinde, ozon terappi alan 180 hastanın %77'sinde uzun dönem etkileri mükemmel veya iyi olarak rapor edilmiştir.

3. Andreula C F SL, Santis F. Minimally invasive oxygen-ozone therapy for lumbar disk herniation. Am J Neuroradiology 2003; 24:996-1000.

  • Bu çalışmada ozon+perigangliyonik steroid enjeksiyonu ile sadece ozon tedavisi karşılaştırılmıştır. Ozon+perigangliyonik steroid alan grupta %78, sadece ozon alan grupta %70 başarı rapor edilmiştir.

4. Buric J, RM L. Ozone chemonucleosis in no-contained lumbar disc herniations: A pilot study with 12 months follow-up. Acta Neurochir Suppl 2005; 92: 93-7.

  • Bu çalışmada bel fıtığı bulunan 45 hastada ozon kemonükleoliz ile mikrodiskektomi tedavisi alan hastaların 12 aylık takip sonuçları raporlanmıştır. Ozon tedavi grubunda 27 hastada (%90), mikrodiskektomi grubunda  14 hastada (%93) ağrı ve fonksiyonlarda istatistiki olarak anlamlı düzelme rapor edilmiştir.

5. Muto M, Andreula C, Leonardi M. Treatment of herniated lumbar disc by intradiscal and intraforaminal oxygen-ozone (O2-O3) injection. J Neuroradiol 2004; 31: 183-9.

  • Bu çalışmada Bel ağrısı ve/veya syatik bulguları olan 2200 hastada intradiskal ve foraminal ozon tedavisinin etkinliği araştırılmıştır. 6 aylık takiplerde %80, 18 aylık takiplerde %75 başarı rapor edilmiştir. Yine bu çalışmada tedavi sonrası radyolojik görüntü takiplerinde hastaların %63'ünde fıtık boyutunda küçülme raporlanmıştır.

Kaynaklar

 

  1. Murphy, K. A Meta-Analysis of the Effectiveness and Safety of Ozone Treatments for Herniated Lumbar Discs. Available at:http://www.sirmeeting.org/index.cfm?do=abs.viewAbs&abs=1300. Accessed June 2, 2009.
  2. Society of Interventional Radiology. Source Reference: Steppan J, et al "A meta-analysis of the effectiveness and safety of ozone treatments for herniated lumbar discs" SIR 2009; Abstract 37.
  3. Source Reference: Steppan J, et al "Ozone's mechanisms of action for relieving pain associated with herniated intervertebral discs" SIR 2009; Abstract 38.

Selektif (seçici) sinir kökü blok prosedüründe, omurilikten çıkan spesifik bir sinir köküne küçük miktarda steroid ve uyuşturucu ilaç enjeksiyonudur. Servikal (boyun), torasik (göğüs) ve lomber (bel) bölgelerinde yapılabilir. Bu enjeksiyon, doktorun hangi sinir kökü veya köklerinin tam olarak neye maruz kaldıklarını belirlemesine olanak tanır. Selektif sinir kökü blok prosedürü, enjekte edilen ilaçlara bağlı olarak tanısal bir test (hangi sinirin dahil olduğunu bulma) veya tedavi amaçlı(ağrıyı azaltan) olabilir.
 

Selektif Sinir Kökü Blokajı Nasıl Yapılır?

Selektif sinir kökü blok prosedürü, ayaktan tedavi ortamında gerçekleştirilen minimal invaziv bir tekniktir. Genellikle, işlemin tamamlanması 15 ila 30 dakika sürer.
Selekif sinir kökü bloku prosedürü genellikle floroskopik bir görüntüleme eşliğinde yapılır, hasta skopi masasında eğilimli bir pozisyonda yatar . Etkilenen bölgenin cildi antiseptik bir solüsyon ile temizlenir ve daha sonra lokal anestezi ile uyuşturulur. Ardından bir iğne, floroskopi kılavuzluğu kullanılarak, omurga içindeki uygun konuma yerleştirilir. Uygun iğne yerleşimini doğrulamak için az miktarda kontrast boya enjekte edilebilir.

Seçici bir sinir kök bloğu için son iğne konumu foramen (vertebra cisimleri arasındaki boşluk) aracılığıyla hedeflenen sinir kökünün hemen üstündedir. Genelde lidokain gibi bir lokal anestezi ve deksametazon gibi steroidden oluşan enjeksiyon, etkilenen bölgeye enjekte edilir. Enjeksiyon tamamlandıktan sonra, hasta advers reaksiyonlar açısından bir süre izlenebilir. Enjeksiyondan sonra hastanın ağrısı azalırsa, ağrı yaratan sinir kökü tanımlanmıştır.

Tedavi Sonrası ve Riskleri

Çoğu hasta, enjeksiyon işleminden bir gün sonra normal aktivitelere devam eder. Birçok hasta lokal anestezik enjeksiyonuna bağlı olarak belirtilerin hemen hafiflediğini bildirir ve bunu kortizon etkilerini göstermeye başlayana kadar hafif bir ağrı artışı izleyebilir.

Seçici bir sinir kökü blokundan semptomların rahatlaması olguya göre değişir ve birkaç haftadan birkaç aya kadar sürebilir.

Seçici sinir kök bloklarıyla ilişkili riskler nadirdir, ancak şunları içerebilir: enfeksiyon, kanama ve prosedür sırasında kullanılan ilaçlara alerjik reaksiyon.

Hangi Durumlarda Uygulanır?

Genellikle seçici sinir kök bloklarıyla tedavi edilen durumlar şunları içerir:

  • Servikal radikülopati: Üst ekstremiteye (omuz,kol ve el) ilerleyen ağrı ve / veya uyuşma
  • Lomber radikülopati: Alt ekstremiteye (bacak ve ayak) ilerleyen ağrı ve / veya uyuşma
  • Başarısız sırt cerrahisi sendromu: Spinal cerrahiyi takiben devam eden veya gelişen spinal ağrı
  • Spinal kanal daralması: Omurilik kanal daralması
  • İntervertebral disklerin şişmesi: Intervertebral disklerin dış tabakasının yapısal bütünlüğünün azalması, diskin normal konumundan bir çıkıntı oluşturmasına neden olur.
  • Herniye disk: Diskin dış tabakasındaki bir yırtık boyunca intervertebral diskin fıtıklaşması
  • Artrit: Omurilik kıkırdağının dejenerasyonu.

Hangi Durumlarda Uygulanmamalıdır?

  • Eğer kan inceltici bir ilaç kullanıyorsanız (örneğin, Coumadin, enjektabl heparin)
  • Enjekte edilen ilaçlardan herhangi birine alerjiniz varsa
  • Aktif bir enfeksiyonunuz varsa.
  • Coumadin gibi kan inceltici kullanıyorsanız doktorunuz sizden bunu 4-7 gün önceden kesmenizi tavsiye edebilir

Epidural steroid enjeksiyonları birçok bel ve bacak ağrısı için yaygın bir tedavi seçeneğidir. 1952 yılından beri bel çevresi sorunları için kullanılmaktadırlar ve halen siyatik ve bel ağrısının cerrahi dışı tedavisinin ayrılmaz bir parçasıdırlar. 

Epidural Steroid Enjeksiyonu

 Enjeksiyonun amacı ağrı kesici olmasıdır ancak genelde epidural steroid enjeksiyonu ilave bir fayda sağlamak için kapsamlı bir rehabilitasyon programı ile birlikte kullanılır.

Enjeksiyonun etkileri geçici olmakla beraber bir hafta ila bir yıla kadar ağrıdan kurtulma şansı verir. Özellikle hastanın bel ve / veya bacak ağrısının akut bir döneminde çok yararlı olabileceği kabul edilir. Önemli olan hastanın rehabilite edici gerdirme ve egzersiz programıyla ilerlemesine izin vermek için yeterli ağrı giderme sağlayabilmesidir.

Epidural steroid enjeksiyonu, ağrıya neden olan sorunku omurilik sinirleri çevresindeki bölgeye doğrudan ilaç vermeyi içerir. Bu bölgeye epidural boşluk denir ve omurilik sinirleri ve sinir köklerini kaplayan kılıf benzeri koruyucu zarın (dura) etrafındaki boşluktur. Epidural enjeksiyonda ilaç birden çok sinir kökü seviyesinde dağılır.

 

Faset sendromundan veya omurga artritinden kaynaklanan kronik, yönetilemeyen ağrı ile yaşıyorsanız, bu terapötik yaklaşımlar hem hızlı sonuç vermesi (3-5gün) hem de uzun vadeli (3-6ay) rahatlama sağlayabilmektedir. 

Faset Eklem Nedir

Faset eklemleri her omurga seviyesinde bulunur (C1-C2 hariç) ve boyunda ve bel bölgesinde bükülme, dönme, eğilme hareketlerinin yaklaşık% 20'sini sağlar. Göğüs bölgesinin omurgası normal olarak daha az hareketlidir ve az miktarda ileri / geri ve bir miktar yan bükülmelere ve çok az dönmeye izin verir. Ayrıca omurgaların öne doğru kaymasını engeller. Hasarında  Spondilolistezis (Bel kayması) gelişebilir.

Faset Eklem Nedir

Faset eklemleri her omurga seviyesinde bulunur (C1-C2 hariç) ve boyunda ve bel bölgesinde bükülme, dönme, eğilme hareketlerinin yaklaşık% 20'sini sağlar. Göğüs bölgesinin omurgası normal olarak daha az hareketlidir ve az miktarda ileri / geri ve bir miktar yan bükülmelere ve çok az dönmeye izin verir. Ayrıca omurgaların öne doğru kaymasını engeller. Hasarında  Spondilolistezis (Bel kayması) gelişebilir.

Faset Eklem Dejenerasyonuna Bağlı Kronik Bel Ağrısı

Belirtiler aşağıdakilerin herhangi bir kombinasyonunu içerebilir.

  • Uykuyu kesen ağrı
  • En çok sabahın ilk saatlerinde ve günün sonuna doğru ağrı belirginleşir
  • Omurganin etkilenen bölgesine basıldığında lokal hassasiyet-ağrı
  • Belde sürekli veya aralıklı ağrı, uzun süren faaliyetlerle ağırlaşır
  • Sırtta ve belde sertlik veya esneklik kaybı (örneğin, öne doğru eğilememe)

Omurganın birçok farklı yapısı şu durumlarda bel-sırt ağrısına neden olabilir:

  • Bacaklara ve kollara giden büyük sinir köklerine bası olması. Bu durumda El, kol ve bacaklarda hissizlik, uyuşma, ağrı ve yanma hissedilebilir.
  • Sinir basısı şiddetli ve uzun süreli olursa zamanla güç kaybı gelişebilir.
  • Omurgayı sinirlendiren daha küçük sinirlerde bası ve enflamasyon. Bu durumda sırtta belli bir lokalizasyonda ağrı ve rahatsızlık olabilir. (bkz.Median sinir bloğu)
  • Sırt kaslarında zorlama veya travmaya bağlı ağrı oluşabilir.
  • 2 omurga arasında bulanan faset eklemlerde dejenerasyon ve enflamasyon.
  • Omurgaların stabilitesini sağlayan bağlar ve ligamentlerin yaralanmasına bağlı ağrı oluşabilir.
  • Diskte oluşan dejenerasyona bağlı ağrı oluşabilir.  
  • Omurgalarda yaşla beraber dejenerasyon ve ödeme bağlı ağrı oluşabilir.

Sinir sıkışması: Bir hastada semptomatik fıtıklaşmış bir disk varsa, genellikle diskin kendisi ağrılı değildir, aksine diskin içinden sızan materyal yakındaki bir sinirin sıkıştırır ya da tahriş eder. Bu tip patoloji, radiküler ağrı (sinir kökü ağrısı) adı verilen ve vücudun diğer bölgelerine, örneğin bacağa ve aklaçaya yayılan ağrıya yol açar. Sıkışmış bir sinirin bacak ağrısı genellikle siyatik olarak tanımlanır.

Siyatik Ağrısı

Radiküler ağrı çoğunlukla spinal sinirin basısına veya inflamasyonuna sekonderdir. Ağrı, bacağın arka tarafına, kalçaya veya ayağa yayıldığı zaman, siyatik olarak tarif edilebilir. Bu tür ağrı genellikle derin ve süreklidir, genellikle oturup yürümek gibi bazı etkinlikler ve pozisyonlarla çoğaltılabilir.

Ağrı genellikle bacaktaki ilgili dermatomu(sinirlerin dağılım alanları) izler. L4-5 veya L5-S1 seviyesindeki bir sinir etkilenirse (alttaki iki seviye), bu dermatom genellikle bacağın arkasından ayağa dolan siyatik sinirdir.

Bacak ağrısı genellikle bel çevresi ağrısından çok daha kötüdür ve bacak ve / veya ayağa ait etkilenen alanlar, belinin hangi sinirden etkilendiğine bağlıdır. L2, L3 ve L4 gibi üst lomber sinir köklerinin sıkıştırılması uyluğun önüne yayılan radiküler ağrıya neden olabilir,

 

Siyatik Bacak Ağrısı Nedenleri

Bir radikülopati, belde sinir kökü sıkışması, iltihaplanması ve / veya hasar görmesinden kaynaklanır. Bu tip ağrıların yaygınlık sırasındaki nedenleri şunları içerir:

 Sinir sıkışması olan fıtıklaşan disk - radikülopatinin en yaygın nedeni

  • Foraminal darlık (omurilik sinirinin kemik osteofit veya artritten dolayı çıktığı deliğin daralması) - yaşlı erişkinlerde daha sık görülür
  • Diyabet
  • Sinir kökü yaralanmaları
  • Sinir kökünü etkileyen ameliyat skar dokusu

 

 

Omurga diskleri sırtta çok önemli bir rol oynar ve omurgalar arasında amortisör olarak görev yapar, üst vücudu destekler ve her yöne geniş bir hareket yelpazesine izin verir. Omurga diskleri,dıştaki sert (Anülüs Fibrosus) ve ortadaki jöle kıvamındaki (Nükleus Pulposus) tabakalarından olşur. Anüler tabakada bir çatlak veya yırtık oluşursa ortadaki jelsi tabaka dışarı doğru sızar ve bir çıkıntı(fıtık) oluşturur. 

Sinir Sıkışması

Sinir sıkışması: Bir hastada semptomatik fıtıklaşmış bir disk varsa, genellikle diskin kendisi ağrılı değildir, aksine diskin içinden sızan materyal yakındaki bir sinirin sıkıştırır ya da tahriş eder. Bu tip patoloji, radiküler ağrı (sinir kökü ağrısı) adı verilen ve vücudun diğer bölgelerine, örneğin bacağa ve kalçaya yayılan ağrıya yol açar. Sıkışmış bir sinirin bacak ağrısı genellikle siyatik olarak tanımlanır.

Görülme Bölgeleri

Bel fıtığı vakalarının büyük çoğunluğu Lomber bölgede (L4-L5 veya L5-S1'de% 95) görülür. En yaygın ikinci bölge servikal bölge (C5-C6, C6-C7) 'dir. Göğüs bölgesi vakaların sadece% 0,15'inden% 4,0'ına kadarını oluşturmaktadır. Fıtıklaşmalar genelde arka-yanda görülür, burada anulus fibrosus nispeten incedir ve arka veya ön longitudinal ligaman tarafından desteklenmez.

Omurga diskleri sırtta çok önemli bir rol oynar ve omurgalar arasında amortisör olarak görev yapar, üst vücudu destekler ve her yöne geniş bir hareket yelpazesine izin verir. Omurga diskleri,dıştaki sert (Anülüs Fibrosus) ve ortadaki jöle kıvamındaki (Nükleus Pulposus) tabakalarından olşur. Anüler tabakada bir çatlak veya yırtık oluşursa ortadaki jelsi tabaka dışarı doğru sızar ve bir çıkıntı(fıtık) oluşturur. 

Bel Fıtığı Belirtileri

Sinir sıkışması: Bir hastada semptomatik fıtıklaşmış bir disk varsa, genellikle diskin kendisi ağrılı değildir, aksine diskin içinden sızan materyal yakındaki bir sinirin sıkıştırır ya da tahriş eder. Bu tip patoloji, radiküler ağrı (sinir kökü ağrısı) adı verilen ve vücudun diğer bölgelerine, örneğin bacağa ve aklaçaya yayılan ağrıya yol açar. Sıkışmış bir sinirin bacak ağrısı genellikle siyatik olarak tanımlanır.

  • Yanma veya karıncalanma (Bacak veya ayaklarda)
  • Kişi ayakta dururken veya yürürken bel ağrısı
  • Vücudun bir bölümünde koordinasyon kaybı
  • Kas spazmları veya krampları
  • Kas Güçsüzlüğü
  • Uyuşma
  • Kalça ve bacaklara ağrı yayılması

Bel ağrısı. Bel ağrısı mevcut olabilir, ancak her zaman değil. Bel ağrısı donuk ya da zonklama olarak tanımlanabilir ve belde sertlik eşlik edebilir. Fıtıklaşmış disk sırt kas spazmına neden olursa, ağrı daha belirginleşebilir.